Ceza muhakemesi sürecinde şüpheli veya sanıklar hakkında en sık uygulanan koruma tedbirlerinden biri Adli Kontrol kararıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 109'da düzenlenen bu kurum; aslında tutuklama tedbirinin bir alternatifi olarak, kişinin hapse girmeden yargılanmasını sağlamak amacıyla getirilmiştir.
Ancak uygulamada adli kontrol, özellikle yurtdışı çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şeklindeki katı uygulamalarıyla, kişilerin ticari hayatını, eğitimini ve özel yaşamını adeta felç eden bir cezalandırma aracına dönüşebilmektedir. İtiraz süresinin kaçırılması veya yükümlülüklerin (imza atmanın) aksatılması durumunda, adli kontrol kararı doğrudan tutuklamaya çevrilmektedir.
En Çok Uygulanan Adli Kontrol Tedbirleri Nelerdir?
Kanunda (CMK m. 109/3) birçok farklı adli kontrol türü sayılmış olsa da, sulh ceza hâkimlikleri ve mahkemeler uygulamada en çok şu iki tedbire başvurmaktadır:
- Yurtdışına Çıkış Yasağı: Şüphelinin pasaportunun askıya alınması ve sınır kapılarından çıkışına tahdit (şerh) konulmasıdır.
- Belirli Yerlere Başvurma (İmza Yükümlülüğü): Şüphelinin haftanın belirlenen günlerinde veya her ayın 1 ile 15 i gibi sürelerde ikametgâhına en yakın polis veya jandarma karakoluna giderek imza atmasıdır.
- Güvence Bedeli (Kefalet) Yatırtma: Mahkemece belirlenen nakdi miktarın (kefaletin) devlet veznesine depo edilmesi şartıyla kişinin serbest bırakılmasıdır.
- Bağımlılıktan Arınma ve Tedavi (Özellikle Uyuşturucu Suçlarında): CMK m. 109/3-e bendi uyarınca, özellikle uyuşturucu madde kullanma (TCK 191) veya ticareti (TCK 188) soruşturmalarında şüphelinin AMATEM gibi sağlık kuruluşlarında tedavi ve muayene (idrar tahlili) tedbirlerine tabi tutulmasıdır. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi veya testlerin pozitif çıkması, doğrudan tutuklama veya ertelenen davanın derhal açılması sonucunu doğurur.
- Konutunu Terk Etmemek / Ev Hapsi (CMK 109/3-j): Şüphelinin ikametgâhından dışarı çıkmasının yasaklanmasıdır. Genellikle ayak bileğine takılan "elektronik kelepçe" vasıtasıyla 7/24 izleme yapılarak uygulanır.
- Belirli Bir Yerleşim Bölgesinden Ayrılmamak (CMK 109/3-k): Kişinin bulunduğu ili veya ilçeyi terk etmesinin yasaklanmasıdır. (Örn: Ankara il sınırları dışına çıkamamak). Genellikle şehir dışı ticari faaliyetleri olan şüphelileri ciddi şekilde mağdur eden bir tedbirdir.
- Belirli Yerlere veya Bölgelere Gitmemek (CMK 109/3-l): Şüphelinin suçun işlendiği çevreye, müştekinin (mağdurun) bulunduğu mahallelere veya taraftar grupları/alkollü mekânlar gibi belirli lokasyonlara girişinin mahkeme kararıyla yasaklanmasıdır.
Yurtdışına Çıkış Yasağı Nasıl Kaldırılır?
Uygulamada ticari şirket sahiplerini, ithalat-ihracat yapan iş insanlarını ve beyaz yakalıları en çok mağdur eden karar yurtdışı çıkış yasağıdır. Mahkemeler genellikle matbu (kopyala-yapıştır) gerekçelerle bu kararı verse de, hukuki ve somut delillere dayanan güçlü bir itirazla bu yasağın tamamen veya geçici olarak kaldırılması mümkündür.
Yurtdışı çıkış yasağının kaldırılması talepli dilekçelerde mahkemeyi (Sulh Ceza veya Ağır Ceza Mahkemesini) ikna edecek en güçlü Haklı Nedenler şunlardır:
- Ticari ve Mesleki Faaliyetler: Şüphelinin yurtdışı bağlantılı ticari faaliyetlerinin (fuar, toplantı, sözleşme imza süreçleri) engellenmesinin, şirketinin iflasına veya telafisi imkânsız ticari zararlara yol açacağının (SGK dökümleri, ticari yazışmalar, şirket sicil gazetesi ve uçak biletleriyle) ispatlanması.
- Eğitim Hakkı: Öğrenci olan şüphelinin Erasmus, yüksek lisans veya zorunlu staj gibi akademik zorunlulukları.
- Sağlık Nedenleri: Kişinin yurtdışında alması gereken acil bir tıbbi tedavi.
Kişinin Türkiye'de sabit ikametgâh sahibi olduğu, kaçma şüphesinin bulunmadığı, işi ve ailesi gereği Türkiye'ye dönmek zorunda olduğu güçlü delillerle desteklenmeli, gerekirse Kefalet (Güvence Bedeli) karşılığında yasağın kaldırılmasına yönelik talep mahkemeye sunulmalıdır.

Adli Kontrol İmza İhlali:
Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından adli kontrol yükümlülerine tebligat çıkarılır ve haftanın hangi günleri karakola gidileceği tebliğ edilir. Vatandaşların en büyük korkusu, hastalık veya unutkanlık nedeniyle imza yükümlülüğünün ihlal edilmesidir.
CMK m. 112 gereğince, adli kontrol hükümlerini kasten ihlal eden (isteyerek, bilerek imza atmayan) kişi hakkında hâkim veya mahkeme, cezanın süresine bakılmaksızın derhal tutuklama kararı (yakalama) verebilir.
Ancak burada kritik olan kelime Kasten (Bilerek) kelimesidir. Eğer kişi;
- Acil bir durum sebebiyle hastaneye kaldırılmışsa (Acil giriş kaydı veya heyet raporu),
- Trafik kazası geçirmişse veya doğal afete maruz kalmışsa,
- Kendisine usulüne uygun, yasal bir tebligat yapılmamışsa,
Burada mücbir sebep (zorlayıcı neden) vardır ve ihlal kasten gerçekleşmemiştir. İmzanın atılamadığı günün hemen ertesinde (veya mümkün olan en kısa sürede) geçerli resmi belgelerle (rapor, kaza tutanağı vb.) bir ceza avukatı aracılığıyla mahkemeye başvurularak durum tutanağa bağlanmalı ve dosyadaki muhtemel bir yakalama/tutuklama kararının önüne geçilmelidir.
Adli Kontrol Kararına İtiraz Dilekçesi
7499 Sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yapılan köklü değişiklikler sonucunda adli kontrol kararlarına itiraz süreleri ve yetkili mahkemeler tamamen değişmiştir.
Hâkim veya mahkeme tarafından verilen adli kontrol kararına itiraz, kararın yüze karşı verilmişse okunduğu tarihten, yoklukta verilmişse tebliğ edildiği tarihten itibaren 2 hafta (14 gün) içinde yapılmalıdır. (Eski kanundaki 7 günlük süre kaldırılmıştır.)
- İtiraz Nereye Yapılır?: Geçmişte Sulh Ceza Hâkimliği'nin kararına yine bir başka Sulh Ceza Hâkimliği bakmaktaydı. Güncel kanunla birlikte bu usul kaldırılmıştır. Artık Sulh Ceza Hâkimliği'nin verdiği adli kontrol (veya tutuklama) kararına itiraz edildiğinde, kararı veren hâkimlik kendi kararını düzeltmezse dosyayı incelemesi için üst merci olan Asliye Ceza Mahkemesine göndermek zorundadır. Bu durum, adli kontrol kararlarının artık çok daha kapsamlı ve bağımsız bir mahkeme tarafından incelenmesini sağlamaktadır. Kovuşturma aşamasında ise itirazları dosyanın görüldüğü mahkeme değerlendirmektedir.
- İtiraz süresinin kaçırılması: Eğer 2 haftalık itiraz süresi kaçırılmışsa her şey bitmiş değildir. CMK m. 111 uyarınca; şüpheli veya avukatı, soruşturmanın veya yargılamanın her aşamasında (delillerin toplanmış olması, kaçma şüphesinin kalkması gibi yeni gerekçelerle) adli kontrolün kaldırılmasını yeniden talep edebilir.
NÖBETÇİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE,
Gönderilmek Üzere,
[Kararı Veren] SULH CEZA HAKİMLİĞİNE,
SORUŞTURMA NO : 2026/… Soruşturma
SORGU NO : 2026/… Sorgu
İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ : İsim Soyisim TC Kimlik No
MÜDAFİİ : Av. Mustafa DURUKAN
KONU : [Kararı Veren] Sulh Ceza Hâkimliği’nin …/…/.... tarihli ve ....../… Sorgu sayılı kararı ile verilen Adli Kontrol Tedbirine (Yurtdışı Çıkış Yasağı ve İmza Yükümlülüğü) İTİRAZLARIMIZIN sunulması; kararın KALDIRILMASI, Hâkimliğiniz aksi kanaatte ise kararın terditli (kademeli) olarak GÜVENCE BEDELİNE (Kefalete) çevrilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR :
Müvekkil hakkında [Kararı Veren] Sulh Ceza Hâkimliği tarafından …/…/..... tarihinde, CMK m. 109 uyarınca Yurtdışına Çıkış Yasağı ve Haftada 2 Gün İmza Atma şeklinde adli kontrol kararı verilmiştir. Verilen bu karar, somut olayın özelliklerine, ölçülülük ilkesine ve CMK hükümlerine açıkça aykırıdır. Şöyle ki;
1. Delilleri Karartma ve Kaçma Şüphesi Bulunmamaktadır
Soruşturma dosyasına konu edilen dijital materyallere el konulmuş, HTS kayıtları ve ilgili tüm tanık beyanları dosyaya kazandırılmıştır. Tüm deliller toplandığından CMK m. 100’de aranan delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimali fiilen ve hukuken ortadan kalkmıştır. Müvekkil sabit ikametgâh sahibi olup, kaçmasını gerektirecek herhangi bir durum söz konusu değildir.
2. Ticari / Şahsi Mazeretler ve Ölçülülük İlkesinin İhlali
Müvekkil, ... alanında faaliyet gösteren bir şirketin yöneticisi / ticari temsilcisidir (Ek: Şirket Evrakları ve İmza Sirküleri). İşinin doğası gereği ayda en az iki kez yurtdışındaki fuarlara ve sözleşme görüşmelerine katılması zorunludur. Verilen yurtdışı çıkış yasağı, Anayasa ile güvence altına alınan çalışma ve teşebbüs hürriyetini ihlal etmekte, müvekkilin şirketini iflasa sürükleme tehlikesi barındırmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları uyarınca, koruma tedbirleri uygulandığı amaca nazaran orantılı olmalıdır.
3. Terditli (Alternatif) Talebimiz: Güvence Bedeli (Kefalet)
CMK m. 109 ve 111 uyarınca, şüpheli soruşturmanın her aşamasında adli kontrolün kaldırılmasını talep edebilir. Hâkimliğinizin adli kontrolün tamamen kaldırılması yönünde aksi bir kanaati mevcutsa, müvekkilin ticari mahvına yol açan yurtdışı çıkış yasağının ve imza yükümlülüğünün, CMK m. 113 uyarınca Mahkemenizce takdir edilecek bir GÜVENCE BEDELİ (Kefalet) YATIRILMASI şartına çevrilmesini talep etme zarureti hâsıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : 5271 sayılı CMK m. 109, 110, 111, 113, Anayasa ve ilgili mevzuat.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile Hâkimliğinizce re'sen gözetilecek hususlar doğrultusunda;
- İtirazımızın KABULÜ ile [Kararı Veren] Sulh Ceza Hâkimliği’nin ...../… Sorgu sayılı Adli Kontrol Kararının (Yurtdışı Çıkış Yasağı ve İmza Yükümlülüğü) TAMAMEN KALDIRILMASINA,
- Hâkimliğiniz aksi kanaatte ise; kararın terditli olarak esnetilerek GÜVENCE BEDELİ (Kefalet) YATIRILMASI veya şüphelinin ticari seyahatlerini yapabilmesi için yurtdışı yasağının geçici süreyle kaldırılması yönünde karar verilmesini bilvekale saygılarımla talep ederiz. …/…/.......
Saygılarımızla,
Şüpheli Müdafii
Av. Mustafa DURUKAN
ÖNEMLİ NOT: Yukarıda yer alan dilekçe şablonu bilgilendirme amaçlıdır. Ceza yargılamasında her dosyanın delil durumu, isnat edilen suçun vasfı ve mahkemenin tutumu farklıdır. İnternetten alınan matbu dilekçelerle (ve kopyala-yapıştır gerekçelerle) yapılan başvurular genellikle matbu gerekçelerle reddedilmektedir. İtiraz hakkınızın yanmaması ve tutuklanma riskiyle karşı karşıya kalmamak için itiraz sürecini mutlaka uzman bir ceza avukatı ile yürütmeniz hayati önem taşır.
Hukuk sistemimizde adli kontrol, bir kez verildikten sonra istisnalar haricinde kendiliğinden kaldırılan bir uygulama değildir. Haksız şekilde aylarca, hatta yıllarca imza atmak zorunda kalabilir veya yurtdışı çıkış yasağı nedeniyle ticari hayatınız zarar görebilir. İmza yükümlülüğünün ihlali ise hakkınızda verilen adli kontrol kararının kaldırılarak tutuklamaya çevrilmesine neden olabilir.
Adli kontrolün kaldırılması, yurtdışı çıkış yasağının ticari gerekçelerle veya kefalet yoluyla esnetilmesi ve olası imza ihlallerinde mücbir sebep başvurularının yapılması için büromuzla iletişime geçerek acil hukuki destek alabilirsiniz.
Ev Hapsi (Konutunu Terk Etmeme) ve Elektronik Kelepçe İhlalleri
Son yıllarda Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından tutuklamaya alternatif olarak en çok başvurulan yöntemlerden biri de CMK m. 109/3-j bendinde düzenlenen "Konutunu Terk Etmemek" (halk arasındaki adıyla Ev Hapsi) tedbiridir. Bu tedbir genellikle şüphelinin ayak bileğine takılan bir elektronik kelepçe ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından 7/24 izlenmesi şeklinde uygulanır.
Vatandaşların ev hapsi sürecinde en çok mağduriyet yaşadığı konuların başında acil durumlar ve sınırlar gelir:
- Sınır İhlali: Kelepçe sistemi, evinizin mimari planına göre bir sinyal alanı oluşturur. Sisteme tanımlanmamış balkona çıkmak, apartman boşluğuna geçmek veya çöp atmak için kapı önüne çıkmak dahi sinyalin kesilmesine neden olabilir. Bu durum kolluğa ihlal olarak düşer ve tutuklanma sürecini başlatabilir.
- Hastaneye Gidiş ve Acil Durumlar: Şüphelinin aniden rahatsızlanması halinde, izinsiz evden çıkması ihlal sayılır. Acil durumlarda derhal 112 ile birlikte Denetimli Serbestlik Müdürlüğü aranmalı, mesai saatleri dışında ise nöbetçi savcılığa avukat aracılığıyla acil mazeret bildiriminde bulunulmalıdır.
- İzin Alma (Çalışma ve Sağlık): Uzman bir ceza avukatının yapacağı gerekçeli hukuki başvurularla, kişinin işine gidebilmesi, okuluna devam edebilmesi veya belirli günlerde hastanede tedavi olabilmesi için mahkemeden ev hapsinin esnetilmesine yönelik taleplerde bulunulmalıdır.

Adli Kontrolün Hapis Cezasından Düşülmesi (Mahsup)
Hürriyeti bağlayıcı nitelikteki koruma tedbirlerinde geçen süreler, yargılama sonunda verilen hapis cezasından mahsup edilir (düşülür). Adli kontrol tedbirleri bakımından CMK m. 109/6 hükmü son derece nettir: Kural olarak adli kontrol altında geçen süreler cezadan mahsup edilemez. Ancak kanun, hürriyeti fiilen kısıtlayan iki hayati istisna getirmiştir:
- Ev Hapsi (Konutunu Terk Etmemek - 109/3-j): Konutunu terk etmeme yükümlülüğü (elektronik kelepçe/ev hapsi) altında geçen her iki (2) gün, cezanın infazından bir (1) gün olarak düşülür.
- Hastaneye Yatmak Suretiyle Tedavi (109/3-e): Özellikle uyuşturucu veya alkol bağımlılığından arınmak amacıyla (Örn: AMATEM'de) yatarak tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olunan süreler de şahsi hürriyeti sınırladığı için hapis cezasından mahsup edilir.
Önemli Ayrım: İmza atma yükümlülüğü, yurtdışı çıkış yasağı veya il/ilçe dışına çıkış yasağı altında geçen süreler, hapis cezasından kesinlikle mahsup edilmez.
Stratejik Önemi: Eğer yargılama uzun sürmüş ve şüpheli aylarca ev hapsinde (veya yatarak tedavide) kalmışsa, dava sonunda alacağı cezanın infazı, bu kısıtlılıkta geçirdiği süreden düşülür. Hatta bazen kişi, ev hapsinde geçirdiği süre neticesinde mahkûmiyet alsa dahi bir daha cezaevine girmeden doğrudan tahliye veya denetimli serbestlik aşamasına geçebilir. Bu kritik infaz hesaplamasının (müddetname) dosyanın en başından itibaren uzman bir ceza avukatıyla kurgulanması şarttır.
Katalog Suçlarda Tutuklamaya Karşı Adli Kontrol Stratejisi
Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100.maddesi uyarınca; kasten öldürme, silahlı terör örgütü üyeliği veya uyuşturucu madde ticareti gibi suçlar "Katalog Suçlar" olarak kabul edilir. Bu suçlarda kanun, tutuklama nedeninin var olduğunu karine (varsayım) olarak kabul eder. Bu nedenle Hâkimlikler, bu suçlamalarla gelen şüphelileri doğrudan tutuklama eğilimindedir.
Ancak Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, katalog suçlarda dahi tutuklama istisnai olmalıdır. Ağır cezalık bir dosyada tutuklama kararı yerine adli kontrol alınabilmesi için savunma makamının şu iki unsuru çökertmesi gerekir:
- Delilleri Karartma Şüphesinin Olmadığı: HTS kayıtları, dijital imajlar ve tanık beyanları gibi delillerin dosyaya kazandırılmış olduğu, şüphelinin artık delillere etki etme ihtimalinin kalmadığı ispatlanmalıdır.
- Kaçma Şüphesinin Bulunmadığı: Şüphelinin Türkiye'deki kurulu düzeni, ticari faaliyetleri ve aile bağları vurgulanarak, "Yurtdışı Çıkış Yasağı" veya "Yüklü Miktarda Nakdi Kefalet" gibi çok daha ölçülü bir adli kontrolle soruşturmanın yürütülebileceği Hâkimliğe kabul ettirilmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Adli kontrol kararı ne zaman sona erer, kendiliğinden düşer mi?
Adli kontrol süresiz değildir ancak kendiliğinden de düşmez. Soruşturma aşamasında savcılık takipsizlik kararı verirse veya yargılama sonunda beraat alırsanız adli kontrol kararı da kalkar. Yargılama (kovuşturma) aşamasına geçildiğinde ise, delillerin toplandığı, delil karartma şüphesi bulunmadığı belirtilerek ve sabit ikametgaha ilişkin resmi kayıtlar da sunularak itiraz edilmelidir.
2. İmza atmayı 1 kez unutursam hemen tutuklanır mıyım?
Uygulamada mahkemeler genellikle 1 günlük mazeretsiz unutkanlıkları hemen tutuklamaya çevirmemekte, bir ihtar veya tutanakla ikaz etmektedir. Ancak yasal olarak tek bir imza ihlali dahi tutuklama gerekçesi yapılabileceğinden, kaçırılan imza gününün resmi mazereti derhal dosyaya sunulmalıdır. İki veya daha fazla ardışık ihlal, neredeyse kesin olarak tutuklamayla sonuçlanır.
3. İş seyahati için 1 haftalığına yurtdışı yasağımı kaldırabilir miyim?
Evet. Mahkemeye sunulacak geçerli ve güçlü ticari sözleşmeler, fuar davetiyeleri ve şirket evrakları ile Kısmi / Süreli kaldırma talep edilebilir. Birçok mahkeme, sadece o seyahat süresini kapsayacak şekilde (Örn: 10 günlüğüne) yasağı kaldırmakta ve şüphelinin Türkiye'ye dönüp pasaportunu tekrar emniyete teslim etmesine hükmetmektedir.
4. Karakolda imza atma günlerimi ve saatlerini değiştirebilir miyim?
Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün size tebliğ ettiği günler, iş mesainize veya okul saatlerinize denk geliyorsa; mazeretinizi gösterir resmi belgelerle (mesai çizelgesi, SGK dökümü, okul ders programı) doğrudan Müdürlüğe başvurarak imza gün veya saatlerinizin değiştirilmesini talep edebilirsiniz.
5. Adli kontrol sicilime (sabıka kaydıma) işler mi?
Hayır. Adli kontrol, henüz kesinleşmiş bir hapis cezası olmadığı, koruma tedbiri olduğu için e-devlet üzerinden alınan adli sicil (sabıka) kaydında veya arşiv kaydında görünmez. Sadece UYAP üzerinden savcıların, hakimlerin ve polislerin ekranlarında görünür.