İçeriğe geç

Ceza Hukuku

Taksir ve Bilinçli Taksir (TCK 22) Nedir?

TCK 22 taksir ve bilinçli taksir ayrımı, olası kat bilinçli taksir farkı, Yargıtay'ın kusur kriterleri hakkında hukuki rehber.

216 dk okumaYazan: Av. Mustafa Durukan

Ceza hukukunda kural olarak kişiler, sadece bilerek ve isteyerek işledikleri fiillerden sorumlu tutulurlar, buna kast denir. Ancak kanun koyucu, toplum hayatının gereği olarak kişilerin dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranarak başkalarına zarar vermelerini de cezalandırmıştır. Hukuk dilinde buna Taksir denir.

Halk arasında genellikle kaza, şanssızlık veya görünmez kaza olarak nitelendirilen ölümlü trafik kazaları, şantiyelerdeki iş kazaları ve doktor hataları (malpraktis), Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında taksirli suçlar olarak yargılanır. Bu makalemizde; basit taksir ile cezayı yarı oranında artıran bilinçli taksir ayrımını, Yargıtay'ın trafik/iş kazası kriterlerini ve taksirli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilme şartlarını inceliyoruz.

1. Basit Taksir (Bilinçsiz Taksir) Nedir?

TCK m. 22/2 uyarınca taksir; failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu, kanunda suç sayılan bir neticeyi öngörmeyerek gerçekleştirmesidir.

Burada failin asıl amacı eylemi neticesinde kimseye zarar vermek değildir. Ancak ortalama bir insanın, kurallara uyan bir sürücünün veya tedbirli bir işverenin göstermesi gereken özeni göstermediği için olumsuz bir netice meydana gelmiştir. Fail, neticeyi istememiş ve öngörememiştir.

  • Trafik Kazası Örneği: Hız sınırlarına ve kurallara uygun şekilde kendi şeridinde seyreden bir sürücünün, yola aniden ve kontrolsüzce fırlayan bir yayaya çarpmamak için acı fren yapması, ancak mesafenin yetersizliği nedeniyle yayaya çarparak ölümüne sebep olması. Fail burada kurallara uymuş ancak dikkat ve özen sınırları içinde kaza engellenememiştir.
  • Karanlık Yolda Yaya Çarpması: Yasal hız sınırları içinde, kendi şeridinde giden bir sürücünün; aydınlatması olmayan bir şehirlerarası yolda, gece vakti aniden önüne fırlayan koyu renk kıyafetli bir yayaya çarpması. Fail kurallara uymuştur ancak anlık bir reaksiyon gecikmesiyle netice meydana gelmiştir; fail durumu istememiş ve öngörememiştir.
  • Tıbbi Malpraktis (Unutulan Malzeme): Rutin bir ameliyat sırasında hekimin, standart prosedürleri izlemesine rağmen anlık bir dikkat dağınıklığıyla hastanın vücudunda sargı bezi unutması. Hekim hastaya zarar vermeyi asla istememiş, bu neticeyi öngörmemiş, ancak mesleki özen yükümlülüğünü ihlal etmiştir.
  • Şantiye Dikkatsizliği: İskelede güvenlik kemeriyle kuralına uygun çalışan bir işçinin, elindeki ağır bir aleti elinden kaydırarak aşağıda yürüyen başka bir işçinin üzerine düşürmesi. Ölüm neticesi tamamen anlık bir dikkatsizlikten ve şanssızlıktan doğmuştur.

2. Bilinçli Taksir Nedir? (Cezayı Artıran Hal)

TCK m. 22/3'te düzenlenen Bilinçli Taksir, sanığın alacağı cezayı üçte birinden (1/3) yarısına (1/2) kadar artıran son derece ağır bir hukuki nitelendirmedir.

Bilinçli taksirde fail, eyleminin kötü sonuçlar doğurabileceğini öngörür. Ancak kendi şansına, tecrübesine, şoförlüğüne veya aracının frenlerine güvenerek bu kötü neticenin gerçekleşmeyeceğine inanır. Neticeyi kesinlikle istemez.

  • Makas Atma Örneği: Otobanda trafiğin yoğun olduğu bir saatte, diğer araçların arasından makas atarak saatte 140 km hızla ilerleyen sürücünün direksiyon hâkimiyetini kaybedip bariyerlere ve yandaki araca çarpması. Sürücü kaza yapıp ölmeyi veya birini öldürmeyi elbette istememiştir. Ancak o hızda makas atarken kaza ihtimalini öngörmüş, sırf kendi usta şoförlüğüne güvenerek bu riski almıştır.
  • Sokak Yarışı ve Drift: Şehir içinde trafiğe açık alanda drift yapan veya başka bir araçla yarışan sürücünün direksiyon hâkimiyetini kaybedip otobüs durağına dalması. Sürücü kimseyi öldürmeyi istememiş olsa da, o hızla kaza yapabileceğini öngörmüş, ancak sadece kendi usta şoförlüğüne güvenerek bana bir şey olmaz demiştir.
  • Fırtınada Çatıya İşçi Çıkarma: Meteorolojinin şiddetli fırtına uyarısına ve rüzgârın şiddetlenmesine rağmen, şantiye şefinin hızlıca bitirip ineriz, bir şey olmaz diyerek işçileri çatıya çıkarmaya zorlaması ve rüzgârın işçileri uçurması. Şef tehlikeyi açıkça öngörmüş, neticeyi istememiş ancak şansa güvenmiştir.
Taksir nedir konulu hukuk makalesinin bilinçli taksir konusunda kullanılan fırtınalı havada işçilerini çalıştıran şantiye şefi görseli
  • Yorgun ve Uykusuz Araç Kullanma: Takograf sınırlarını aşan ve gözleri kapanacak kadar yorulan bir uzun yol şoförünün, birazdan mola veririm, uyumam dayanırım diyerek yola devam etmesi ve direksiyon başında uyuyakalıp şarampole yuvarlanması. Sürücü uyuyakalma riskini öngörmüş ancak kendi iradesine ve direncine fazla güvenerek bu devasa riski almıştır.

3.Bilinçli Taksir ve Olası Kast Arasındaki Fark

Ceza yargılamasında eylemin olası kastla mı yoksa bilinçli taksirle mi gerçekleştiğinin tespit edilmesindeki o ince sınır, netice cezanın 20 yıla veya 3-4 yıl hapis cezasına ( şartları oluşması halinde adli para cezası ) hükmedilmesindeki büyük sonucu etkilemektedir.

Bu iki kavram birbirine çok benzemektedir: Her iki durumda da fail, gerçekleştirdiği eylemin kötü bir sonuç doğurabileceğini önceden öngörmektedir. Aradaki tek ve devasa fark, failin iç dünyasındaki kabullenme (irade) durumudur:

  • Olası Kast (Olursa Olsun Kuralı): Fail neticeyi öngörür. Kendi asıl hedefine ulaşmak için bu ağır neticenin gerçekleşmesini umursamaz, olursa olsun, yapacak bir şey yok diyerek göze alır ve sonucu kabullenir. (TCK 21/2)
  • Bilinçli Taksir (Umarım Olmaz Kuralı): Fail neticeyi öngörür ancak bu ağır neticenin gerçekleşmesini kesinlikle istemez. Kendi şansına, şoförlük tecrübesine veya aracının frenlerine aşırı güvenerek umarım olmaz, ben bir şekilde kurtarırım düşüncesiyle hareket eder. (TCK 22/3)

Bu Ayrım Nasıl Belirlenir?

Hâkim sanığın iç dünyasını okuyamayacağı için, eylemin olursa olsun mu yoksa umarım olmaz mı düşüncelerinden hangisine girdiğini tamamen olay yerindeki objektif delillere bakarak karar verir.

Aşırı hızla makas atarak ilerleyen bir sürücü ele alındığında;

  • Sürücü yaya geçidine geldiğinde hiçbir hız kesme belirtisi göstermeden, umursamazca yayaya çarparsa mahkeme bunu Olası Kast sayar ve cinayetten ceza verir.
  • Ancak aynı sürücü yayayı gördüğü an acı fren yapar, direksiyonu son anda kırmak gibi bir refleks gösterir ama mesafesizlikten yine de yayaya çarparsa; mahkeme bu kurtarma hamlesini sanığın neticenin olmasını istemediğinin en net fiziki delili sayar. Eylem Bilinçli Taksir olarak nitelendirilir ve ceza çok büyük oranda düşer.
  • Olası Kast (Polisten Kaçarken Kaldırıma Dalma): Bagajında yüklü miktarda uyuşturucu bulunan sanığın, polis çevirmesinden kurtulmak amacıyla aracını doğrudan insanların yürüdüğü kalabalık bir yaya kaldırımına sürmesi ve insanları ezip geçerek kaçması. Fail burada insanları hedeflemese de, o hızla kaldırıma girdiğinde insanların öleceğini net şekilde öngörmüş, ancak yakalanmamak için bu ağır neticeyi tamamen kabullenmiş ve umursamamıştır.
  • Bilinçli Taksir (Korna ve Selektörle Uyarı): Aracında ağır yaralı bir hastayı hastaneye yetiştirmeye çalışan sürücünün, kırmızı ışıkta hızla geçmesi ancak geçerken kornaya sonuna kadar basması, dörtlülerini yakması ve selektör yaparak çevreyi uyarması. Buna rağmen yandan gelen araca çarpıp ölüme sebep olması. Fail burada kaza riskini öngörmüş, ancak yaptığı uyarılara ve diğer sürücülerin duracağına güvenerek neticeyi kesinlikle istememiştir.
  • Olası Kast (Hareket Eden Çalıya Ateş): Ormanda ava çıkan failin, ilerideki çalıların arkasında bir hareketlilik görmesi. Oradaki silüetin bir yaban domuzu mu yoksa ormanda mantar toplayan bir köylü mü olduğundan emin olamamasına rağmen, vurulursa vurulsun mantığıyla tetiği çekmesi ve zavallı köylüyü öldürmesi. Fail, insan vurma riskini açıkça göze almış ve eylemine devam etmiştir.
  • Bilinçli Taksir (Güvenli Yöne Atış): Meskun mahalde veya düğünde havaya ateş eden failin, silahı binalara veya insanlara doğru değil, tamamen boş gökyüzüne dik açıyla tutarak ateş etmesi. Ancak yorgun düşen bir merminin çok uzaktaki birine isabet etmesi. Fail tehlikeyi öngörmüş ancak atış açısının güvenliğine ve kendi fizik kuralları hesabına güvenerek kimseyi vurmayacağına inanmıştır.
  • Olası Kast (Kalabalığın Üstüne Malzeme Bırakma): Bir işçinin, aşağıda ana caddede insanların sürekli yürüyüp geçtiğini açıkça görmesine rağmen, aşağı inmeye üşendiği için ağır bir inşaat demirini gören kaçar zaten, kaçamayan da kendi düşünsün diyerek kalabalığın olduğu bölgeye rastgele bırakması. Fail ölüm neticesini doğrudan hedeflemese de, demirin birilerini ezeceğini öngörmüş ve bu durumu tamamen göze almıştır.
  • Bilinçli Taksir (Şerit Çekerek Önlem Alma): Şantiyenin üçüncü katından aşağıya moloz atan işçinin, molozları dökeceği alanı güvenlik şeridiyle kapattığına ve aşağıda kimsenin olmadığına güvenerek molozu boşaltması. Ancak güvenlik şeridini ihlal ederek aniden oradan geçen bir yayanın üzerine moloz düşmesi. Fail riski bilmesine rağmen aldığı önleme güvenmiş ve neticeyi asla istememiştir.

4. Yargıtay'ın Trafik Kazalarındaki Bilinçli Taksir Kriterleri

Ceza yargılamalarında bir trafik kazasının basit mi yoksa bilinçli taksir mi olduğu, tamamen fiziki delillere ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre belirlenir. Yargıtay'a göre aşağıdaki durumlar kural olarak Bilinçli Taksir sayılır ve sanığın cezası yarı oranında artırılır:

  • Alkollü Araç Kullanmak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, özellikle 1.00 promil ve üzerindeki alkol oranlarıyla direksiyon başına geçip ölümlü kazaya sebebiyet vermeyi doğrudan bilinçli taksir kabul etmektedir.
  • Kırmızı Işık İhlali: Kendisine kırmızı ışık yanmasına rağmen, yol boş nasılsa geçerim düşüncesiyle (kendi hızına güvenerek) kavşağa girmek ve kazaya neden olmak.
  • Aşırı Hız ve Sollama Yasakları: Tepe üstlerinde, virajlarda veya sollama yasağı olan (düz çizgi) yollarda önündeki aracı geçmeye çalışırken karşıdan gelen araçla çarpışmak.

Hukuki Hamle: İddianame bilinçli taksir üzerinden açılmış olsa bile, uzman bir ceza avukatı olay yerindeki fren izlerini, yolun aydınlatma eksikliğini veya karşı tarafın asli kusurlu hareketini bilirkişi raporlarıyla ispatlayarak; eylemi bilinçli taksirden basit taksire düşürebilir ve netice cezanın hapis cezasına dönüşmesini engelleyebilir.

5. İş Kazalarında Taksir ve İlliyet Bağının Kesilmesi

Şantiyelerde, fabrikalarda veya madenlerde yaşanan ölümlü iş kazalarında savcılıklar genellikle doğrudan şirket yetkililerini, şantiye şefini veya iş güvenliği uzmanını taksirle adam öldürme (TCK m. 85) suçundan yargılar.

İş kazası dosyalarında avukatın savunmasını kuracağı en temel zemin İlliyet Bağı (Nedensellik) kuralıdır. İşveren baret, emniyet kemeri ve güvenlik ağları gibi tüm yasal tedbirleri almışsa ve işçiye gerekli eğitimleri vermişse; buna rağmen işçi kendi inisiyatifiyle emniyet kemerini çıkarıp yüksekten düşmüşse, burada işverenin taksirinden söz edilemez. İşçinin kendi ağır kusuru, işveren ile ölüm neticesi arasındaki illiyet bağını keser ve işverenin beraati gerekir.

Neden Bilirkişi Raporlarına İtiraz Hayatidir?

Taksirli suçlarda hâkim, trafik veya iş güvenliği uzmanı olmadığı için dosyadaki Kusur Oranını (Asli Kusur / Tali Kusur) tamamen Bilirkişi Raporuna göre belirler. Çoğu zaman eksik incelemeyle hazırlanan bu raporlara süresi içinde teknik ve hukuki itirazda bulunmamak, tüm suçu haksız yere sanığın üstlenmesi demektir. Dosyadaki lehe delillerin belirlenerek için yargılama sürecinin lehinize çevrilmesi için büromuzla iletişime geçerek profesyonel destek alabilirsiniz.

6. Taksirli Suçlarda Şahsi Cezasızlık Kuralı (TCK 22/6)

Ceza hukukunun en trajik ancak en insani kurallarından biri TCK m. 22/6'da düzenlenmiştir. Eğer failin taksirli eylemi sonucunda meydana gelen netice, münhasıran (sadece) failin kendi kişisel ve ailevi durumunu çok ağır derecede etkilemişse, faile ceza verilmez.

  • Aracını evinin bahçesinden geri geri çıkaran bir babanın, arkada oynayan kendi 3 yaşındaki çocuğunu görmeyerek ezmesi ve ölümüne neden olması. Kanun koyucu, evladını kendi dikkatsizliğiyle kaybeden bir babanın zaten yaşayabileceği en büyük acıyı yaşadığını ve mental olarak en büyük cezayı çektiğini kabul eder. Bu durumda mahkeme babaya hapis cezası vermez, ceza verilmesine yer olmadığına hükmeder. (Ancak bu durum bilinçli taksirle işlenmişse indirim yapılır, tamamen cezasız bırakılmaz).
  • Araçta Unutulan Çocuk Vakaları: Sabah işe giderken eşinin hastalanması üzerine normal rutininden çıkıp çocuğunu kreşe bırakmayı unutan ve arabayı güneşin altında park edip işe giren babanın, havasızlıktan çocuğunun ölümüne neden olması. Yargıtay bu trajik olaylarda babanın asli kusurlu olduğunu tespit etse de, çekilen acının ağırlığı nedeniyle failin kendi kişisel durumunun mahvolduğunu kabul eder ve TCK 22/6'yı uygulayarak cezayı kaldırır.
  • Eşin Ölümüyle Sonuçlanan Kaza: Ailesiyle birlikte tatile giden bir sürücünün, anlık bir yorgunluk ve dalgınlıkla direksiyon hâkimiyetini kaybederek şarampole yuvarlanması ve yan koltuktaki çok sevdiği eşinin hayatını kaybetmesi. Sürücü alkolsüzdür ve hız sınırlarına uymuştur (basit taksir). Hayat arkadaşını kaybetmenin verdiği derin acı nedeniyle mahkeme sürücüye taksirle adam öldürme suçundan ceza vermez.

7. Taksirli Suçlarda Güven İlkesi

Birçok ceza yargılamasında sanığın beraat etmesini sağlayan en temel doktriner kural Güven İlkesidir. Bu ilkeye göre; toplumsal hayatta kurallara uygun davranan bir kişi, diğer bireylerin de kurallara uygun davranacağına güvenme hakkına sahiptir.

Örneğin; yeşil ışıkta geçen bir sürücü, yaya geçidinden aniden atlayacak birinin olmayacağına güvenebilir. Veya bir başhekim, ameliyata giren anestezi uzmanının kendi işini doğru yapacağına güvenebilir. Eğer ortada açık bir tehlike veya olağanüstü bir durum yoksa, sırf başkası kuralı ihlal etti diye kurallara uyan kişiye sen neden daha fazla dikkat etmedin denilerek taksir sorumluluğu yüklenemez. Bu ilke, kusur itirazlarında dikkate alınmalıdır.

  • Tıbbi Malpraktiste Ekip Çalışması (Ameliyat): Bir beyin cerrahının, ameliyat sırasında sadece kendi cerrahi alanına odaklanması ve işlemi kusursuz yapması. Ancak o esnada anestezi uzmanının hastaya yanlış dozda ilaç vererek hastanın masada kalmasına neden olması. Cerrah, tıp kuralları gereği anestezi uzmanının kendi işini doğru yapacağına güvenme hakkına sahiptir. Anestezi cihazındaki hatayı cerrahın denetleme yükümlülüğü yoktur. Bu dosyada cerrah beraat eder, sadece anestezi uzmanı taksirden ceza alır.
  • Trafikte Yeşil Işık ve Yaya İhlali: Kendi şeridinde, yasal olan 50 km hızla seyreden ve kendisine yeşil ışık yanan bir sürücünün, yaya geçidinden değil de refüjdeki demirliklerin üzerinden atlayarak aniden yola fırlayan koyu giyimli bir yayaya çarpması. Sürücü, trafik ışıklarına ve yaya engellerine güvenerek yola kimsenin atlamayacağı inancıyla hareket etmiştir. Yayanın bu olağandışı ve ağır kural ihlalini sürücünün öngörmesi beklenemez. Sürücü güven ilkesi gereği kusursuz bulunur ve beraat eder.
Taksir nedir konulu hukuk makalesinin güven ilkesi konusunda kullanılan bir yayanın demirliklerin üzerinden yola atlama anını gösteren sembolik görsel
  • Şantiyede Taşeron İşçinin Kendi Kusuru: Bir ana firmanın şantiyede tüm güvenlik ağlarını germesi, iskeleleri standartlara uygun kurması ve işçilere baret ile emniyet kemerini imza karşılığı teslim etmesi. Ancak taşeron firmaya bağlı bir işçinin, işi daha hızlı bitirebilmek için kendi inisiyatifiyle emniyet kemerini çözüp güvenlik ağının dışına sarkarak düşmesi. İşveren, kurduğu sisteme ve işçinin eğitim kurallarına uyacağına güvenmekte haklıdır. İşverene taksir sorumluluğu yüklenemez ve beraat kararı verilir.

8. Asli Kusur ve Tali Kusur: Cezanın Belirlenmesindeki Rolü

Taksirli suçlarda hâkim, cezayı tayin ederken zararın ağırlığına ve sanığın kusurunun yoğunluğuna bakar. Bilirkişi raporlarında yer alan Asli Kusur (birincil derecede hatalı) ve Tali Kusur (ikincil derecede hatalı) ayrımı, cezanın alt sınırdan mı (örneğin 2 yıl) yoksa üst sınıra yaklaşılarak mı (örneğin 4-5 yıl) verileceğini doğrudan belirler.

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre, tali kusurlu bir sanığa alt sınırdan uzaklaşılarak yüksek ceza verilmesi doğrudan bir bozma sebebidir. Öte yandan, kaza kurbanının (ölenin) tam kusurlu olduğu, sanığın ise kural ihlali yapmadığı dosyalarda (örneğin otoyolda aniden yola fırlayan yaya) sanık hakkında beraat kararı verilmesi yasal bir zorunluluktur.

9. Birlikte Taksir Olmaz: Kazalarda Bağımsız Sorumluluk

İki aracın çarpıştığı ve araçlardaki yolculardan birinin öldüğü bir kazada, her iki sürücü de kuralları ihlal etmiş olabilir. Ancak ceza hukukunda taksirli suçlarda iştirak (suç ortaklığı) kurumu geçerli değildir.

Yargıtay uygulamasına göre, taksirli suçlarda müşterek sorumluluk olmaz; her sanık yönünnde dosyadaki deliller dikkate alınarak kendi eyleminden ve kendi kusur oranından bağımsız olarak sorumlu tutulur. A sürücüsü asli kusurlu olduğu için daha ağır bir ceza alırken, B sürücüsü tali kusurlu olduğu için daha hafif bir ceza alır. Birinin kural ihlali, diğerinin cezasını otomatik olarak artırmaz veya sıfırlamaz.

10. Taksirli Suçların Hukuk Mahkemesine (Tazminat) Etkisi

Ölümlü veya yaralamalı taksir dosyaları sadece hapis cezasıyla bitmez; beraberinde devasa bir maddi yük getirir. Türk Borçlar Kanunu madde 74 uyarınca; ceza mahkemesinin vereceği bir mahkûmiyet kararı ve maddi olgulara yönelik kusur tespiti, hukuk mahkemesinde açılacak olan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı ve Manevi Tazminat davaları için kesin delil niteliği taşır.

Bu nedenle ceza dosyasının soruşturmanın başından itibaren uzman bir avukatla yürütülmesi yalnızca hapis cezası yönünden değil, teknik bilirkişi raporlarındaki kusur oranını itirazlarla düşürerek, ileride sanığın veya sigorta şirketinin tazminat davası neticesinde ödemek zorunda kalacağı milyonlarca liralık tazminat yükünün de asgari seviyeye çekilmesini sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular (Taksir ve Bilinçli Taksir)

1. Taksirle ölüme neden olmanın (TCK 85) cezası nedir?

Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Eğer kaza sonucunda birden fazla kişi ölmüşse veya bir kişi ölüp diğerleri yaralanmışsa, sanığa verilecek ceza 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.

2. Bilinçli taksir cezaevinde yatarı ne kadar artırır?

Bilinçli taksir, verilecek temel hapis cezasını 1/3 ile 1/2 oranında artırır ve infaz (cezaevinde yatılacak süre) hesabını ciddi şekilde ağırlaştırır. Güncel genel infaz kurallarına (1/2 koşullu salıverilme ve 1 yıl denetimli serbestlik) göre hesap yaparsak; basit taksirde 3 yıl hapis cezası alan bir sanık yaklaşık 6 ay açık cezaevinde kalırken, aynı suç bilinçli taksirle işlenip ceza 4,5 yıla çıktığında sanığın cezaevinde kalacağı süre yaklaşık 1 yıl 3 aya (15 ay) yükselir. Bilinçli taksir, adli para cezasına çevrilme imkânını da ortadan kaldırdığı için, sanığı doğrudan cezaevi duvarlarıyla yüzleştiren en tehlikeli artırım nedenidir.

3. Taksirli hapis cezası adli para cezasına çevrilir mi?

Evet. TCK m. 50/4 uyarınca; taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası, süre sınırı olmaksızın (örneğin 4 yıl olsa bile) adli para cezasına çevrilebilir.

4. Bilinçli taksirde adli para cezasına çevirme yapılır mı?

İşte en kritik ayrım buradadır. Basit taksirde uzun süreli hapis cezaları paraya çevrilebilirken; kanun koyucu bilinçli taksir halinde, hükmolunan hapis cezası 1 yılı aşıyorsa adli para cezasına çevrilmesini kesinlikle yasaklamıştır. Sadece 1 yılın altındaki cezalar paraya çevrilebilir.

5. Ehliyetsiz araç kullanıp ölümlü kazaya karışmak bilinçli taksir midir?

Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarına göre; bir kişinin sırf sürücü belgesinin (ehliyetinin) olmaması, o kazanın doğrudan bilinçli taksirle işlendiği anlamına gelmez. Ehliyet idari bir belge olup Hâkim, kazanın oluş şekline (aşırı hız, kırmızı ışık ihlali olup olmadığına) bakar. Fail ehliyetsiz olsa bile kurallara tamamen uygun gidiyorsa, eylem basit taksir sayılır.

6. Taksirle işlenen suçlarda HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı verilir mi?

Evet verilir. Mahkemenin verdiği netice ceza (indirimler uygulandıktan sonra) 2 yıl veya daha altındaysa, sanığın sabıkasız olması şartıyla taksirli suçlarda HAGB kararı verilebilir. Ancak ölümlü dosyalarda cezanın 2 yılın altına düşürülmesi ciddi bir hukuki mücadele ve avukatlık stratejisi gerektirir.

7. Taksirle yaralama (Trafik kazasında yaralanma) şikayete tabi midir?

Evet. TCK m. 89 uyarınca taksirle yaralama suçları kural olarak mağdurun şikayetine tabidir. Mağdur şikayetinden vazgeçerse dosya doğrudan düşer. Ancak istisnası şudur: Suç bilinçli taksirle işlenmiş ve mağdur ağır şekilde (kemik kırığı, hayati tehlike vs.) yaralanmışsa, savcılık şikayet aranmaksızın dosyayı resen (kendiliğinden) takip eder.

8. Taksirle adam öldürmede şikayetten vazgeçme davayı düşürür mü?

Hayır, düşürmez. Taksirle veya kasten bir insanın ölümüne neden olunan tüm suçlar (TCK 85) kamu davası niteliğindedir. Ölenin ailesi (müştekiler) duruşmada biz şikayetçi değiliz deseler dahi mahkeme yargılamaya devam eder ve fail ceza alır. Şikayetten vazgeçme sadece TCK 62 (İyi hal) indirimi için mahkemede lehe bir kanaat oluşturur.

9. Doktor hatası (Tıbbi Malpraktis) hangi taksir türüne girer?

Hekimlerin tıbbi müdahale sırasında standartlara aykırı davranarak hastanın ölümüne veya yaralanmasına neden olmaları kural olarak basit taksir kapsamında değerlendirilir. Tıpta bilinen ve kabul edilen riskler (Komplikasyon) durumunda ise doktora hiç ceza verilmez. Ancak hekimin aşırı sarhoş şekilde ameliyata girmesi gibi istisnai ihlaller bilinçli taksir veya oluşa göre olası kast sayılır.

10. Taksirli suçlarda suça teşebbüs veya iştirak (suç ortaklığı) olur mu?

Kesinlikle olmaz. Taksirli suçlarda ortaklaşa suç işleme iradesi (anlaşma) olmadığı için iştirak hükümleri uygulanamaz; herkes kendi kusuru oranında ayrı ayrı ceza alır. Aynı şekilde, taksirli bir suça (netice öngörülüp istenmediği için) teşebbüs edilmesi de hukuken imkânsızdır.

Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

İletişim